Mustafa BİLİK

Farkında mısınız?

Mustafa BİLİK

Farkında mısınız? Pazartesi günü bu ülkede bir devalüasyon yaşandı aslında. Naci Ağbal'ın görevden alınması sonrasında piyasalarda yaşanan deprem pandemi nedeniyle kötü durumda olan ekonomiyi biraz daha dibe çekti.

 

Yüksek faize karşı olduğunu her fırsatta yineleyerek söyleyen Erdoğan, Ağbal'ın Şubat’ta yüzde 15,6'ya yükselen enflasyonu kontrol altına almak üzere politika faizini yüzde 19'a yükseltmesini affetmedi elbette.

 

Ama 22 Mart Pazartesi günü TL'nin dolar karşısında yüzde 14 değer kaybetmesi ile sonuçlanan bu olay devalüasyondan başka hangi kelime ile anlatılabilir?

 

Yurt dışına ihracat yapanlar elbette bu durumdan şikayetçi olmayabilirler. Ancak birkaç gündür Samsun’da üretim yapan KOBİ’ler ile konuşuyorum. Durumun hiç de parlak olmadığını ifade ediyorlar. Pandemi koşulları altında ezilirken bir de devalüasyon şoku yaşanması onları maddi manevi çökertmiş ve karamsarlığa itmiş durumda.

 

Zaten ekonominin mevcut durumu, yastık altındakilerin çıkarılmasının bir çare olarak istenmesinden anlaşılmakta.

 

Kaynayan kurbağa hikayesini hemen hemen herkes duymuştur. Hikayenin özeti şu; Bir kurbağanın kaynayan suya atıldığında dışarı zıplayacağı; fakat soğuk suya konulup yavaşça ısıtıldığında neler olduğunu fark edemeyip yavaşça kaynayarak öleceğidir.

 

İşte bu yüzden bizde döviz ani sıçramalarla ama uzun vadede arttığı için devalüasyon kelimesinin anlamı ile bağdaştıramıyoruz. 2001 yılında olan ise kurbağanın sıcak suyun içine direk atılması idi ve o zaman kurbağa sıcak suyun içinden fırladı. Ama şimdi ısınan suyun farkında değil.

 

Tam da bu süreçte AK Parti Büyük Kongresi'ni gerçekleştirdi. AK Parti’yi 2023 hedefine taşıyacak kadrolar belirlendi. Erdoğan kürsüde yaptığı konuşma ile adeta yeni bir ruh üfledi. Ancak, o kongrede işçi, esnaf, KOBİ dolayısı ile ekonominin en alt sınıfında bulunmasına rağmen ekonominin can damarı olan insanlar için bir ışık yoktu.

 

Üstelik ekonomik koşulları zorlayan pandemi için de yeni bir dalga oluşturacak bir kongre idi. Sosyal medyada paylaşılan o fotoğrafları görünce inanamadım. Ülkemiz bir an önce şu korona illetinden kurtulsa da her şey normale dönsün derken inanıyorum ki o kongreden sonra risk haritasında kırmızı olmayan il kalmayacaktır.

 

Lokantalar, çay ocakları, kahvehaneler, spor salonları kapalı. Bu esnaflar evlerine ekmek götüremiyor yahut başka işlerde çalışıp çocuğuna yüzünü kızartmamaya gayret gösteriyor. Bu insanların suçu günahı ne? Sağlık çalışanlarının emeği gayretinin yanında evine hapis olan bu halkın çektiği sıkıntılar bir kongre uğruna feda edilebilir miydi? Üstelik ileri teknoloji çağında. Yani artık herkes ve her yer ekran başında dünyaya ulaşırken, dijital bir kongre TV’ler aracılığı ile yapılamaz mıydı? Z kuşağı denilen seçmene de sosyal medya üzerinden ulaşılabilirdi.

 

Kimseye akıl vermek değil niyetim. Ama o kongreye katılan birisi yüzünden de bir yakınımı kaybetmeyi asla istemem.

 

Bu vesile ile AK Parti 7'inci Olağan Kongresi'nde, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyeliği asil listesine giren isimler arasında yer alan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı en kalbi duygularla kutluyorum.