'Dron ile çeltik ilaçlaması' tartışması: 'Mahsullerimiz yanıyor'

'Dron ile çeltik ilaçlaması' tartışması: 'Mahsullerimiz yanıyor'

Samsun'un Çarşamba ilçesinde yıllardır devam eden 'dron ile çeltik ilaçlaması' tartışması yeniden gündeme geldi. Yalı Mahallesi ve Çınarlık Mahallesi'nde kavak fidanı yetiştiriciliği yapan üreticiler, çevredeki çeltik tarlalarında dron ile yapılan yabancı ot ilaçlamalarının binlerce kavak fidanı ile sebze ve meyve ürünlerine zarar verdiğini iddia


Edinilen bilgiye göre, 2023 yılında yaklaşık 100 bin, 2025 yılında ise yaklaşık 60 bin kavak fidanının zarar gördüğü iddiasıyla açılan davalarda, bilirkişi raporlarında zararın çeltik ilaçlarından kaynaklandığı yönünde tespitler yer aldı. Bir tazminat davası kabul edilerek istinaf aşamasına taşınırken, bir başka dosyada ise bilirkişi raporlarının ardından tazminat ve ceza davaları açıldı. Üreticiler, 2026 yılında da aynı yöntemle yapılan ilaçlamalar nedeniyle on binlerce kavak fidanının zarar gördüğünü belirterek yetkililerden kalıcı çözüm talep etti. Yalı Mahallesi sakinleri, TİGEM'e ait olan ve bir firma tarafından kiralanarak işletilen Yalı Mahallesi'ndeki çeltik arazilerinde yapılan dron destekli ilaçlamaların yıllardır tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini öne sürdü.

Muhtar Şahin: 'Tarım yapmak artık neredeyse imkansız'
Yalı Mahallesi Muhtarı Selami Şahin, bölgede tarımsal üretimin her geçen yıl daha da zorlaştığını belirterek, yaklaşık dört yıldır aynı mağduriyeti yaşadıklarını söyledi. Şahin, 'Dört yıldır maalesef bu bölgede tarım yapmamız artık neredeyse imkansız hale geldi. Eski adı Costal olan, bugün ise Yalı Mahallesi olarak bilinen bölgemizde insanların en önemli geçim kaynakları kavak fidanı yetiştiriciliği ve karpuz üretimiydi. Önce karpuz üretimi yapılamaz hale geldi. Kavak fidanı biraz daha dayanıklı olduğu için üretmeye devam edebildik. Ancak çeltik üreticilerinin özellikle havaalanı bölgesinde dron ile ilaçlama yapmaya başlamasının ardından artık kavak fidanlarımız da büyük zarar görüyor. Bugün burada gördüğünüz gibi fidanların tamamının uç kısımları yanıyor. Ucu yanan bir kavak fidanı artık gelişmiyor. Gelişse bile ekonomik bir değeri kalmıyor. Hiç kimse ucu yanmış bir fidanı alıp tarlasına dikmiyor. Dolayısıyla üreticinin bütün emeği boşa gidiyor' dedi.

'Ürünlerin yüzde 40'ı zarar gördü'
Mahalle halkının geçiminin büyük bölümünün kavak fidanı üretimine bağlı olduğunu vurgulayan Şahin, 'Şu anda bu sorunun dördüncü yılını yaşıyoruz. Bu yıl da bölgemdeki kavak fidanlarının ve diğer tarım ürünlerinin yaklaşık yüzde 40'ı zarar gördü. Domates, üzüm, salatalık ve ailelerin kendi ihtiyaçları için yetiştirdiği birçok ürün ilaçlardan olumsuz etkileniyor. Dron ile havadan hem yabancı ot ilacı hem de haşere ilacı atılıyor. Bu kimyasallar sadece ürünleri değil, bizleri de olumsuz etkiliyor. Bitkiler ise yukarıdan aşağı doğru kurumaya başlıyor. Biz buna yanma diyoruz ama alevle yanma değil, ilacın etkisiyle bitki yavaş yavaş ölüyor. Burası uluslararası havaalanının hemen yanı başında. Dolayısıyla bu durum yalnızca çiftçilerin değil herkesin sorunu' diye konuştu.

'Mahkeme süreçleri sürüyor, zarar büyüyor'
Yaklaşık dört yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini dile getiren Şahin, 'Mahkeme süreçleri devam ediyor ancak çok uzun sürüyor. Geçen yıl bilirkişi ürünlerin ilaçtan zarar gördüğünü rapor etti ama zarar oranını yüzde 20-30 olarak belirledi. Oysa vatandaşlarımız zarar gören fidanlarını kesip kenara koydu. Bunlar ortada duruyor. Bu zarar yüzde 20 değil, yüzde 100. Yetkililer gelip yerinde inceleme yaparsa bunu açıkça görecektir' şeklinde konuştu.

'Burada dron uçurulması normal şartlarda yasak'
Dron ile ilaçlamaların çoğu zaman gece yapıldığını öne süren Şahin, şunları söyledi:
'Biz gece-gündüz nöbet tutuyoruz. Durumu jandarmaya bildiriyoruz. Jandarma da gereken ilgiyi gösteriyor ancak ilaçlamalar çoğu zaman gece saat 02.00-03.00 sıralarında gerçekleştiriliyor. Bizim bölgemiz havaalanına çok yakın. Burada dron uçurulması normal şartlarda yasak. Buna rağmen bu uygulamalar devam ediyor. Biz elimizden geldiğince nöbet tutuyor, yakalatmaya çalışıyoruz ama yine de zarar görüyoruz. Mahallemizde yaşayan insanların yaklaşık yüzde 70'i kavak fidanı üretimiyle geçimini sağlıyor. İnsanlar çocuk okutuyor, evini bu gelirle geçindiriyor. Bu nedenle yetkililerden artık kalıcı bir çözüm bekliyoruz. Ayrıca bölgemizde çeltik üretiminin hem havaalanına yakınlık hem de oluşturduğu sivrisinek ve haşere nedeniyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.'

Üreticiler: 'Bir yıllık emeğimiz boşa gitti'
Üreticilerden Hasan Torun ise verilen hukuk mücadelesine rağmen mağduriyetlerinin giderilmediğini belirterek, 'Hukuk mücadelesi veriyoruz. Davaları kazandığımız halde somut bir sonuç elde edemedik. Burası Samsun Çarşamba Havalimanı'nın hemen yakınında. Çeltik üretimi yapan bazı kişiler dron ile yabancı ot ilacı atıyor. Yasak olmasına rağmen bu uygulama devam ediyor. Kullanılan kimyasal ilaç kavak fidanlarımızı yukarıdan aşağıya adeta yakıyor. Sadece kavaklar değil, domates başta olmak üzere diğer bahçelerimiz de zarar görüyor. Burada yaklaşık 12 bin fidemiz vardı. Bir yıllık emeğimiz tamamen boşa gitti' açıklamasında bulundu.

'Yöre sakinleri mağdur'
Üreticiler Şaban Akman ve Emine Akman da iki yıldır aynı sorunla karşı karşıya olduklarını belirterek, 'İki senedir mahsullerimiz yanıyor. Dava açtık ama hiçbir sonuç alamadık. Emeklerimiz boşa gidiyor. Biz ekmeğimizi bu üretimden kazanıyoruz. Sadece bizim değil, mahallede herkesin ürünleri zarar gördü. Kavak fidanı normal şartlarda su yürüyerek boy verir ve gelişir. Ancak uç kısmı yandığında gelişim tamamen duruyor. Bu nedenle fidan büyümüyor ve ekonomik değerini kaybediyor. Çeltik ilaçlaması yüzünden köyün tamamı mağdur durumda' ifadelerini kullandı.
Üreticilerden Hacer Salgın da üç yıldır ürün alamadıklarını öne sürerek, 'Üç senedir mahsul alamıyoruz. Meyve ağaçlarımız, üzümlerimiz, domateslerimiz ve yetiştirdiğimiz bütün ürünler zarar görüyor. Bu nedenle dava açıyoruz ancak davalarımızdan da sonuç alamıyoruz. Çocuklarımızın yiyeceği ürünleri yetiştiriyoruz ama onlar bile zarar görüyor. Salatalık fideleri ilacın etkisiyle gelişemiyor, meyveler armut şeklini alıyor. Ne satılabiliyor ne de tüketilebiliyor. Tohum ve fideleri kaliteli olması için resmi kurumlardan alıyoruz ancak emeğimizin karşılığını alamıyoruz' dedi.

 

EN ÇOK OKUNAN HABERLER