Allah'a hizmet edenlerse Allah'ın kendileri için dilediği mutluluğa talip olanlardır.
İki grup insan vardır sevgili kardeşlerim: Allah'a hizmet edenler, şeytana hizmet edenler. Şeytana hizmet eden insanlar hayatlarını şerr yolunda tüketenlerdir. Onlar hiçbir zaman mutluluğu yaşayamazlar. Allah'a hizmet edenlerse Allah'ın kendileri için dilediği mutluluğa talip olanlardır. Ve bu mutluluğun temelinde başkaları için yaşamak vardır.
İçinde bulunduğumuz devrede insanların çoğu ne yazık ki "rabbena hep bana" anlayışı içinde mutsuz ve huzursuz bir hayat yaşıyorlar. Acaba neden sevgili kardeşlerim, neden ben merkezli yaşamak? İnsanlar neden sadece kendilerini düşünüyor, ne diyorsunuz? Daha evvelki yazılarımızdan hatırlayacaksınız: Sizlere nefsten bahsetmiştik, insanda şerrin odağı olan nefsten; bütün mutsuzlukların, huzursuzlukların, çatışmaların arkasındaki tek sebep olan nefsten. Nefsimiz sebebiyle şeytan bizi hep başkalarına karşı kışkırtır. Yapısı itibarıyla her zaman üstün olmak ister çünkü. Her şeye o sahip olmak ister, kendinden başkasını düşünmez. Oysa Allah'ın bizden istediği şey, nefsimizle cihad edip kendimizi başkalarının mutluluğuna adamamızdır. Allahû Tealâ kanunu koymuş: "Mutlu et, mutlu ol." buyuruyor.
Unutmayın ki başkalarını mutlu etmek konusundaki her gayretiniz evvela sizi mutlu eder. Ve bunun adı Allah'a hizmettir, Allah yolunda hizmet. İnsanları Allah yolunda teçhiz etmeye çalışmak, Allah'a yaklaşmaları için onları teşvik etmekse Allah'a hizmetin en büyüğüdür. Eğer insanlara onları cehennemden kurtaracak olan ilmi ulaştırıyorsanız ve bunu Kur'ân âyetleriyle ispat ediyorsanız siz hizmetlerin en güzelini yapıyorsunuz demektir. Sizden başkalarına ulaşan her güzel davranış, onlara ulaştırdığınız en ufak bir yardım dahi Allah'a hizmetin bir başka cephesini oluşturur.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: "Bir kavmin efendisi onlara hizmet edendir."
Siz etrafınızdaki insanlara hizmet ettiğiniz zaman, Allah bu hizmeti Kendisine yapılmış kabul eder sevgili kardeşlerim. Ve size mutlaka bunun karşılığını kat kat öder. İçinizde duyduğunuz o mutluluk var ya, hizmeti yaparken ve hizmeti tamamladıktan sonra duyduğunuz mutluluk; her ikisi de doyulmaz zevklerdir. Ve bu sadece Allah'ın dostları için geçerlidir. Allah'a dost olmak mı? Bir tek dilekle başlar sevgili kardeşlerim ve bu dostluk insanla Allah arasındaki 28 basamaklık teslim yolculuğu boyunca artarak devam eder. Bütün bu basamaklarda kişinin yaptığı hizmetin seviyesi de farklı olur. İşte bu seviyeye göre Allahû Tealâ'nın kişiye 1'e 10'dan başlayarak 1'e 700'e kadar yükselen ikramları söz konusudur.
Allah'ın yolunda olsun ya da olmasın herkes, başka birine yardım ettiği zaman o yardımın 10 katı mükâfatı Allah'tan mutlaka alır.
6/ENÂM-160:Kim (Allah'ın huzuruna) bir hasene ile gelirse, artık onun on misli, onundur.
Allah'a ulaşmayı dileyerek mürşidine tâbî olanlar için ise mükâfatlar 1'e10'dan 1'e 700'e kadar artarak devam eder.
2/BAKARA-261: Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sünbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vâsi'dir, Alîm'dir.
Deneyin, hayatınızda yaşayın bunu, göreceksiniz. Allahû Tealâ ganîdir. O'nun hazinesi sonsuzdur. Ama ayıracı var: Sadece lâyık olanlara verir. Negatif istikamette de pozitif istikamette de neye lâyıksanız onu mutlaka Allah'tan alırsınız. Allah'ın size verdiği mükâfat parasal mükâfat olabilir, iç dünyadaki tatmin hissi olabilir. Kişi, Allahû Tealâ'nın kendisine ne kadar yardım ettiğini adım adım izleyecektir ve bundan büyük sevinç duyacaktır. Kendisinin Allah'ın sevgililerinden biri olduğu neticesine mutlaka ulaşacaktır. Bu duygu onu daha çok hizmete götürecektir. Daha çok hizmet, onun Allahû Tealâ tarafından daha çok sevilmesine sebebiyet verilecektir. Böylece kişinin gayreti artacaktır, gayretin neticesinde mürşidin ona olan himmeti artacaktır. Himmetin artmasıyla Allah'ın nusreti (yardımı) gelecektir. Allah'ın nusreti ise o kişiyi olağanüstü başarılı hale getirecektir. Başarı onun daha çok liyakat kazanmasına sebebiyet verecektir. Daha çok liyakat, daha çok mükâfatı oluşturacaktır.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:"?kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allahû Tealâ da o kulun yardımındadır..."
Sevgili kardeşlerim, Allah'ın yardımını istiyor musunuz? O halde daima başkalarının yardımına koşun. Kiminle beraberseniz onun ne istediğine bakın, davranışlarından belli olur ne istediği. Ona o imkânı verin. Onun nasıl mutlu olduğunu görüp siz daha çok mutlu olun.
Allahû Tealâ buyuruyor ki:
49/HUCURÂT-15: Mü'minler ancak onlardır ki Allah'a ve O'nun Resûlü'ne îmân ettiler. Sonra da şüpheye düşmediler. Ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, onlar sadıklardır.
Malımızla ve nefsimizle Allah yolunda cihad, Allah'a hizmettir. Allah için yapılan hizmetler kişinin devamlı daha yüksek, daha yüksek, daha yüksek dereceler kazanmasına ve Allah yolunda yükselmesine sebebiyet verir. O kişi zikir yaptıkça derecat kazanır. O kişi Allah yolunda hizmet ettikçe derecat kazanır ve ruhu gök katlarında birer birer yükseldikçe Allahû Tealâ'dan aldığı mükâfat giderek büyüyecektir. Allah yolunda gayretin sahibidir kişi. Bu gayret, o kişinin büyük huzur yaşamasına sebebiyet verir. Huzur ve mutluluk Allah'ın yolundan başka bir yerde bulunmaz. Onun dışındaki yerlerde geçici zevkler yaşanır. Zevkler yaşanır ve biterler. Ondan sonra kişi o mutsuz çemberin içerisinde, mutsuzluk denizinde yüzmeye devam eder.
Allah'ın yolunda hizmet her şeyden evvel karşılıksızdır. Eğer Allah'ın yolunda bir karşılık bekleyerek hizmet ediyorsanız, sizin hizmetiniz Allah'ın indinde gerçek anlamda hizmet değildir. Hizmetin bir aşk olduğunu, doyurucu bir besin olduğunu, manevî gıda olduğunu ve sizi mutlaka iç dünyanızda tatmine götüreceğini hissetmeye çalışın. Hizmeti zevk olarak algılamaya başladığınız gün Allah içinsiniz sevgili kardeşlerim.
Hepinizin Allah yolunda hizmeti şiar edinerek Allah'ın en sevgililerinden olmasını Efendimizin himmetiyle Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz.







